BAHÇIVAN ORHAN UYAR İLE MEVSİM SÖYLEŞİSİ
İlkbahar; En Yoğun Mevsim
Takvimler ilkbaharı gösterdiğinde, şehir insanları genellikle uzayan günlerin rahatlığını ve açmakta olan çiçeklerin güzelliğini duyumsar. Oysa bir bahçıvan için ilkbahar, yılın en yoğun, en kritik, en dikkat isteyen dönemidir. Bu mevsimde toprak uyanır, zararlılar hareketlenir, bitkiler tomurcuklanır. Hava sıcaklığı, bir gün 20o C olur, ertesi sabah ise don riski kapıyı çalabilir. Doğanın ritmi giderek hızlanırken, bahçıvanın sorumlulukları da hızla artar. Çünkü bu mevsimde yapılan her doğru müdahale, bitkiler için yaz aylarında sağlıklı gelişim ve sonbaharda verimlilik demektir.
Botanik bahçelerinde, ilkbahar temposu daha da hassastır. Bahçede bulunan ve tümü yılların emeğiyle yaşatılmış olan; farklı iklim kuşaklarından türler, endemik bitkiler ve hassas koleksiyonların her biri ayrı özen-dikkat gerektirir. Bahçede sırasını bekleyen budama, sulama, havalandırma, hastalık kontrolü, sera düzenlemesi ve benzeri bakım işlemlerinin tümü, zamanında ve uyumlu yapılmalıdır. Bu nedenle botanik bahçesinde ilkbahar; yalnızca bir mevsim değil, aynı zamanda bir koordinasyon sanatıdır.
İstanbul gibi geçiş iklimi koşullarının yaşandığı bir şehirde, bahçe sorumlulukları daha da karmaşık hâle gelir. Değişen iklim koşulları sebebiyle; toprak gereğince dinlenemez, yeraltı suları yeterince beslenemez. Bu yüzden bahçıvan için iklim değişikliği, yalnızca meteorolojik bir veri değil, çalışma takvimini yeniden düzenlemeyi zorunlu kılan önemli bir gerçekliktir.
En yoğun mevsim ilkbaharda uygulanan çalışma programını ve Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi örneğinde yaşananları; deneyimli bahçıvan Orhan Uyar ile yaptığımız söyleşide ele aldık...
Bahçıvan Orhan Uyar ile Söyleşi
Takvimin en yoğun dönemindeyiz; çalışma programında hangi işler var?
Sezonun en hareketli günlerine denk gelen bu dönemde, listenin başında budama ve öğütme işlemleri bulunuyor. Kuruyan veya hastalık riski taşıyan dalların, uygun ve doğru yöntemlerle kesilmesi, bitkilerin sağlıklı gelişimini destekler. Kesilen dallar öğütülerek, hem atık yükü azaltılır, hem de malçlamada kullanılarak yeniden toprağa kazandırılır. Malçlama işlemi, toprak sıcaklığını korur, nem kaybını önler. Dönemin önemli bir başka işi, istenmeyen otların yolunmasıdır. Bu işlem, mümkün olduğunca elle ve çapayla uygulanır. Böylece, hem toprağın havalandırılması sağlanır, hem de kimyasal kullanılmadığı için, doğal dengenin korunmasına katkı olur.
Bahçede en çok kullandığınız; "Elim-Kolum" dediğiniz alet hangisi?
En sık kullandığım alet budama makası ve el çapası. Bahçenin her adasında çok sayıda bulunan çeşitli bitkiler ve ağaçlar, uygun zamanda budanır. Hasarlı dalların yanı sıra, hava sirkülasyonu için seyreltme amacıyla da budama yapılır. Böylece bitkilerin, yeni döneme daha sağlıklı ve zinde girmesi sağlanır.
İklim değişikliği sebebiyle, eskiye göre zamanı değişen işler var mı?
İklim değişikliği, giderek daha önemli sonuçlara yol açıyor. Kış mevsiminin gerektiği gibi yaşanmadığı, uzun süreli kar yağışının olmadığı, karın toprak yüzeyinde kalamadığı farklı bir süreçteyiz. Bu durum hem toprağın verimliliğini azaltıyor, hem de kış uykusuna yatan bitkileri olumsuz etkiliyor. Örneğin, şubat ayında 20° C düzeyinde seyreden sıcaklıklar, bitkileri erken çiçeklenmeye zorlarken; ardından gelen ani soğuklar, bütün emeği ve beklentileri boşa çıkarabiliyor. Önlem amacıyla yapılan koruma çalışmalarının, iş yüküne katkısı ise oldukça fazla.
Doğanın kendi döngüsünde, çözüm için özel yöntemler uyguluyor musunuz?
Önemli sorunlardan biri olan zararlılarla mücadele amacıyla, onların sevmediği kokulu bitkileri dikiyoruz. Bitkilerin yoğun olmadığı uzak yerde, budanmış dallar ve yapraklardan “Böcek Oteli” oluşturup, zararlıları buraya yönlendiriyoruz. Predatör böcek desteği kapsamında, yararlı böcekleri çeken kokulu bitkilerin dikilmesine de öncelik veriyoruz.
Bahçenin en nazlı ve en çok uğraştıran bitkisi hangisi?
Bütün bitkiler, hem güzeldir hem de ilgi ve bakım ister. Hepsiyle ayrı ayrı ilgilenmek, gelişimlerini izlemek gerekir. Ancak, nilüfer (Nymphaea sp.) bitkisi biraz farklıdır; ortamdaki suyun dengesi, güneş oranı ve mevsim geçişleri konusunda fazlaca hassastır. Ancak, sağlıklı gelişimi ve çiçeklenmesini gördüğünüzde, bu çabaya değdiğini hissedersiniz.
Toprakla bu kadar iç içe olmak, insanın hayata bakışını nasıl etkiliyor?
Geleneksel kültürümüzde toprak, iyiliği, cömertliği, bereketi temsil eder. Toprağa, sabırla-şefkatle emek verirseniz; o da size misliyle bereket verir. Yılların deneyimiyle söylüyorum; toprağa dokunmak, onunla ilgilenmek, insana ayrı huzur veriyor. Kendi iç dünyasında derinleşmek ve arınmak isteyen herkese, toprakla ilgilenmeyi tavsiye ederim.
Bu yoğun dönem için, amatör bahçecilere başlıca tavsiyeniz ne olur?
Toprağı, bitkiyi, ağacı, doğayı içtenlikle benimseyip sevmeliyiz. Çünkü doğa, sevgiyle ilgilenildiğinde karşılığını mutlaka verir. Ancak sabırlı olmalı; her bitkinin kendine has gelişim ritmi olduğu unutulmamalı.
Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi’nden, yüz yıl sonrasına, hangi bitkiyi miras bırakmak istersiniz?
Böyle bir tercih yapmak çok zor; ama NGBB'nin çabasıyla ülkemiz topraklarında yeniden yaşam bulan, "Yitik lâle" (Tulipa sprengeri Bakeri) bitkisini seçebilirim. Çünkü bu özel tür, hem biyolojik çeşitliliğin korunmasının, hem de kültürel mirasın yaşatılmasının sembol bitkisidir. Yüz yıl sonra da burada var olması, doğaya duyduğumuz sorumluluğun gereğidir.
Nisa Baş
NGBB Yazılım Geliştirici
Orhan Uyar
NGBB Bahçıvanı
Fotoğraflar: NGBB Arşivi