Doğa, insanlık tarihi boyunca sanatın, mimarinin ve günlük yaşamın en büyük ilham kaynağı olmuştur. Her mevsimde değişen renkler, her canlıda gözlemlenen uyum ve her ayrıntıda saklı denge duygusu, yaratıcılığın en saf biçimini ortaya çıkarır. İnsan eliyle yaratılan pek çok obje, aslında doğanın sunduğu şekillerin, dokuların ve sembollerin yeniden yorumlanmasıyla hayat bulur.

Doğadan ilham alarak tasarladığımız her obje, yalnızca görsel estetik değil; aynı zamanda doğaya duyulan hayranlığın, saygının ve bağın da ifade biçimidir. Bir yaprağın damarlarındaki incelik, bir çiçeğin açışındaki zarafet ya da bir ulu ağacın karmaşık köklerinde gizlenen düzen, genellikle tasarımcıların objelere kattığı özgün dilin başlangıcıdır. Bu sayede ortaya çıkan her parça, hem estetik değer taşır hem de yaşamın doğal akışına dair hatırlatma işlevi görür.

Bu objelerin üretim süreci de doğanın ruhunu yansıtan yolculuğun bir aşamasıdır. Malzeme seçiminden uygulanan tekniklere, form tasarımından detaylardaki inceliğe kadar her aşamanın ayrıntıları, doğanın sadeliği ve güzelliğiyle uyumlu şekilde ilerler. Ahşap, taş, seramik, metal, doğal lifler gibi her çeşit malzeme, ustasının elinde doğanın izlerini koruyarak yeniden şekillenir. Böylece ortaya çıkan ürünler, yalnızca kullanılabilir nesneler olmakla kalmaz, aynı zamanda doğayla insan arasındaki kadim ilişkinin yansıması olan eserlere dönüşür.

Sonuç olarak, doğadan ilhamla üretilen her obje, özünde; geçmişin bilgeliğinin, bugünün estetik anlayışının ve geleceğin sürdürülebilir yaşam arayışının izlerini buluşturan bir eserdir. Bu eserler, bize bir yandan aidiyetimizi, doğanın parçası olduğumuzu hatırlatırken; öte yandan yaşam alanlarımızı, doğanın dingin çeşitliliğiyle güzelleştirip zenginleştirir...

Bitki Dallarıyla Kelebek Yapımı

Doğadan ilhamla ve yine doğanın sunduğu olanaklarla, doğayı sanat eserine dönüştürmek amacıyla bir kelebek yapmayı deneyelim. Bunun için, doğanın bize sunmuş olduğu bitki parçalarından yararlanalım.

İlk olarak, özellikle ihtiyacımız olan esnetilebilir dalları seçelim. Bu dalların, eğip bükerek şekil verilebilmesi için, aynı yıla ait, taze ve esnek yapıda, düzgün formda olması gerekir. Bu koşulların sağlanabilmesi, elbette mevsimsel etkenlere de bağlıdır.

İlkbahar ve sonbahar mevsimleri, ağaçların büyüme evresinin aktif olduğu zaman dilimidir. Dolayısıyla aranan özellikteki dallar için de uygun mevsimlerdir. Söz konusu iki mevsim arasında, en uygun olanı ilkbahardır. Çünkü bu mevsimde, bünyesindeki su ve özsu oranı yüksek olan bitki, daha canlıdır. Bu da liflerin esnek olmasını sağlar.

Yaz aylarının ardından sonbaharda, kışa hazırlık yapmaya başlayan bitkinin büyümesi yine etkinleşirken, bünyesindeki su ve besin akışı da hızlanır. Böylece, genç dallar esner, kırılmadan eğilip bükülebilir özellik kazanır. Bu niteliklere sahip ağaçlardan, uygun olan bazı cinsler örnek verilebilir.

Kızılcık (Cornus sp.)
Yapısı itibariyle ince, düzenli, uzun dallara sahiptir. Özellikle gövdesinin kırmızı renkli oluşu, ona cazip görünüm kazandırır. Dış mekânda kullanılacak objelerde, dayanıklı yapısıyla daha uzun ömürlü oluşu önemli özelliğidir.

Fındık (Corylus sp.)
Lif oranı yüksek, ince düzensiz dalları vardır. Bu özelliğiyle çit, duvar oluşturma gibi işlerde yararlanılır. Genç dalları kolay büküldüğü için, küçük objelerin yapımına uygundur.

Söğüt (Salix sp.)
Bilinen en esnek, düz ve uzun dallara sahip olan ağaçtır. Sulak alanlara yakın konumda yetiştiği için, güçlü ve esnek lifleri vardır. Hem taze iken hem de daha sonra ıslatıldığında, kolayca bükülüp biçimlenme yeteneğine sahiptir. Kullanım kolaylığı yüksek olduğundan, sepetçilerin vazgeçilmez elemanıdır.

Karaağaç (Ulmus sp.)
Aynı yılın sürgünlerinin, düz ve bükülebilme yeteneği yüksektir.

Ayrıca, Kestane (Castanea sp.), ceviz (Juglans sp.), hanımeli (Lonicera sp.), asma (Vitis sp.) türleri de benzer özelliklere sahip, uygun nitelikte bitkilerdir.

Gereken Malzeme

Karaağaç, kızılcık, söğüt ağaçlarından, esnek ve kolay bükülebilen ince dallar toplayalım. İhtiyacımız olan malzeme; dalları birbirine sabitlemek için doğal ip (kendir), ince galvanizli tel, dal parçalarının boyunu ayarlamak için dal makası, teli büküp sıkmak için pense, kesme işlemleri için makas, boyama için fırça. Ayrıca, rahat çalışabilmek için büyük bir masa.

Gövdenin Yapımı

Kelebeğimiz, baş, gövde, kuyruk olmak üzere üç farklı bölümde planlanabilir. Önce, gövdenin formunu hazırlamak için, birkaç kalınca söğüt dalı, bir kelebeğin gövdesine uygun biçimde üst üste sarılır. Sonra, içi ve çevresi dallarla tutturulur. Gövdenin sağlamlığı için, misina ip ile sıkıca sarılarak sabitlenir.

Kanatların Hazırlanması

Orta kalınlıkta söğüt dalları kullanılarak, kanatların ana hatları oluşturulur. Önce daha büyük olan üst kanatlar, sonra daha küçük olan alt kanatlar hazırlanır. Her bir kanat birbiriyle uyumlu hareket edecek şekilde bağlanır. Bağlama işlemi sırasında doğal kavisler tercih edilerek, daha estetik görünüm sağlanabilir. Kanatlarda dolgu oluşturmak ve detayları düzenlemek amacıyla, boş kalan orta kısım daha ince dallarla örülerek doldurulur. Bu arada, yer yer düzensiz gibi duran noktalar, kelebeğe doğal görünüm kazandıracaktır.

Son Dokunuşlar

Kelebeğin, gövdeye bağlı üç çift eklem bacağı olmalıdır. Bunun için, eklem bacak şekli verilen galvanizli tel, siyah naylon poşet parçasıyla kaplanır ve gövdeye tutturulur.

Uzun süre suda bekletilerek koyu kahverengiye dönüşen kızılcık dallarıyla, başın iki üst yanına yarım daire şeklinde göz yapılır. Gözlerin üst ortasında bulunan iki anten için, uygun şekil verilen galvaniz tel, siyah naylon ile kaplanarak yerine tutturulur.

Çalışma tamamlandıktan sonra, bir fırça yardımıyla kelebeğimizi ceviz yağı veya keten yağıyla kaplayabilir; böylece, özgün rengini korumasını ve ömrünü uzatmasını sağlayabiliriz.

Ne Yaptık?..

Toprağın doğaya sunduğu taze dalları topladık. Kimi kırılgan, kimi esnek; kimi yeşil, kimi sarı, kimi de kahverengi; ama hepsinin kendi içinde bir hikâyesi var. Onları bir araya getirirken, işin içinde sadece ellerimiz değil, sabrımız ve niyetimiz de karmakarışık oldu.

Önce, kanatlarla başladık. Dalları sararken, her kıvrımında doğanın çizgilerini izledik; yukarı doğru geniş, aşağı doğru narin. Kanatların içine ince dallarla çizgiler, daireler serpiştirirken kelebeğimiz, kusurlarıyla güzelleşti, eksikleriyle tamamlandı.

Gövdesi, kıvrımlarla örüldü. Dallar birbirine sarıldıkça, minik bir can gibi şekillendi. Başın üzerine doğru uzanan iki kocaman göz, altı bacak ve bir çift anten eklendi. Belki önce biraz kaba, biraz ürkütücü göründü; ama kanatlarla birleşince, bir kelebek oluverdi. Elbette hiç uçamayacak; ama bakıldığında kanat çırpan hayaller uyandıracak!..

Kelebeğimizi üretmek için, Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi'nde uyguladığımız çalışma; elbette çeşitli ortamlarda, farklı koşullarda, başka ellerde de uygulanabilir. NGBB'de biçimlenen bu kelebek, ziyaretçilerimize doğadan küçük bir armağan; doğada sabırla, niyetle, incelikle neler yapılabileceğini hatırlatan…

Belgin Kanoğlu
NGBB Üretim Sorumlusu

Fotoğraflar: Belgin Kanoğlu