Sığırkuyruğu
(Verbascum sp.)
Sığırkuyruğu (Verbascum sp.) cinsi, sıracaotugiller (Scrophulariaceae) ailesine mensup, iki yıllık otsu bitki grubudur. Bitkinin gövdesi dik yükselir, bazen dallanma gösterir. İkinci yıl oluşan gövde, 20 ilâ 200 cm’ye kadar boylanır. Yaprakları, gövdenin dibinde bulunur. Rozet şeklinde olan yapraklar, yumuşak ve yünümsü tüylüdür. Çiçekleri, parlak sarı renklidir.
Dünyada 466 türü kayıtlı olan sığırkuyruğu cinsinin, Türkiye’de yaklaşık 230 türü bulunur. Sığırkuyruğu türleri, Afrika, Asya ve Avrupa’da yayılış gösterir; Güney Amerika ve Kuzey Amerika’da da naturalize olmuştur. Avrupa Birliği'nde, özellikle Bulgaristan, Çekya ve Slovakya’da, ayrıca Mısır’da tarımı yapılmaktadır. Arnavutluk'ta, ticari amaçla doğadan toplanır.
Sığırkuyruğu cinsine ait burunca (Verbascum thapsus L.), Avrupa’ya has bir türdür. İngilizce adı, Mulleindir; Aaron’s rod adıyla da bilinir. Azor Adaları ve Portekiz dâhil Avrupa'da, Batı ve Orta Asya'da, Sibirya ve Himalayalar’da doğal olarak yetişir. Ülkemizde özellikle Marmara, Ege, Akdeniz, Trakya bölgelerinde yayılış gösterir.
Bitkinin iki alttürü bulunur:
- Verbascum thapsus L. subsp. thapsus
- Verbascum thapsus L. subsp. montanum [Schrad.] Bonnier et Layens
İkinci alttür, sadece İtalya, Fransa, İspanya, Portekiz’de bulunur.
Burunca bitkisinin yaprakları, çiçekleri, kök ve tohumları, Antik çağlardan beri Avrupa’da tıbbi amaçla kullanılmaktadır. Başlıca etkileri; yumuşatıcı, yatıştırıcı, astrenjan, göğüs yumuşatıcı, antispazmodik, antienflamatuvar, yara iyileştirici, sedatif ve ağrı kesici olarak görülür. Çiçeklerinden hazırlanan yağ, kulak enfeksiyonlarında ve ağrılı durumlarda haricen kullanılır.
Sığırkuyruğu cinsinin, burunca dışında; gırç (Verbascum densiflorum Bertol. [sin. Verbascum thapsiforme Schrad]) ve yünotu (Verbascum phlomoides L.) gibi türleri de bazı farmakopelerde yer alır. Avrupa Farmakopesi'ne göre, bu üç türden ve hibritlerinden, sığırkuyruğu çiçeği (Verbasci flos) elde edilir. İngiliz Tıbbi Bitki Farmakopesi (British Herbal Pharmacopoeia)'nde, bu üç türün yaprakları ekpektoran olarak kayıtlıdır.
Avrupa İlaç Ajansı (EMA)’na göre sığırkuyruğu, kuru öksürük ve soğuk algınlığına bağlı boğaz ağrısı semptomlarını giderici olarak, Geleneksel Tıbbi Bitki (Traditional Medicinal Product) statüsündedir. Dioscorides (MS 40-90), şarapta bekletilen köklerin kullanımını tavsiye etmiştir. İngiliz herbalist Nicolas Culpeper (1616-1654), sığırkuyruğunun tıbbi kullanımlarını kataloglamıştır.
Sığırkuyruğunun dâhilen kullanımı; solunum, akciğer, sindirim sistemi, nöroloji konularındadır. Haricen kullanımı ise; kulak enfeksiyonları ve basur için antienflamatuvar etkilerdir. Yaprakları; astım, öksürük, soğuk algınlığı, verem gibi solunum yolları ve akciğer şikâyetlerinde yaygın kullanılır. Sıcak enfüzyonu, bazen sütle hazırlanır; ama içmeden önce tüylerden kurtulmak için, dikkatlice süzülür ve istenirse tatlandırılır. Yaprakla birlikte, kök dekoksiyonu da hazırlanabilir. Çoğu zaman çiçekleri de aynı şekilde kullanılır.
Avrupa Birliği'nde, kozmetik ürün olarak kullanımı onaylanmış olan, "Hidrolize Verbascum thapsus Çiçeği" (çiçeklerin asit, enzim veya başka bir hidroliz yöntemiyle hazırlanmış hidrolizatı); antioksidan ve cilt koruyucu özelliklere sahiptir. "Verbascum thapsus Yaprak Ekstresi" ile kuru-kesilmiş "Verbascum thapsus Herbası"; cild kondisyonunu artırıcı özelliğiyle kozmetik ürün olarak tescillenmiştir. Çiçek ve yaprak ekstresinden oluşan, "Verbascum thapsus Ekstresi"; cildin kondisyonunu artırıcı ve yumuşatıcı özelliklere sahiptir.
Sığırkuyruğu Kuzey Avrupa’da, tüberküloz (verem) tedavisinde, öksürük kesici ve hastalığın semptomlarını iyileştirici olarak kullanılır. Bitkinin boğaz yangısı ve ses kısıklığı tedavisindeki kullanımı, eski devirlerden beri bilinmektedir.
Sığırkuyruğu yapraklarının, adaçayı (Salvia officinalis L.), mercanköşk (Origanum majorana L.), tıbbi papatya (Matricaria chamomilla L.) ile kaynatılması sonucu hazırlanan dekoksiyon, krampların tedavisinde haricen önerilir.
Yaprakları ve tohumlarından hazırlanan lapa (poultice); deriden kıymık çıkarılması ve lenf şişmesi, sırt ağrıları, eklem ağrılarının dindirilmesi ile kırık kemiklerin onarılması amacıyla kullanılır. Aynı lapa 17. yüzyılda, atlara nal çakılmasında etkilenen toynakların tedavisinde de kullanılmıştır.
Sığırkuyruğu çiçeklerinin, güneşte veya sıcak bir yerde, zeytinyağı (Olea europaea) içinde, birkaç hafta bekletildikten sonra süzülmesiyle hazırlanan “sığırkuyruğu yağı”; yaraları iyileştirmede ve kulak enfeksiyonlarında kullanılır.
Sığırkuyruğu çiçeklerinden, sarı renkli boya hazırlanır. Çiçeklerin suyla kaynatılması sonucu oluşan sarı renk, seyreltik sülfürik asit ilavesiyle yeşil renge; alkali ilavesiyle de kahverengiye döner. Romalı kadınlar, çiçeklerden sarı renkli saç boyası yapardı. Bitkinin küllerinden yapılan sabunun, gri saçı orijinal rengine döndürdüğü bildirilmiştir.
Sığırkuyruğunun ana bileşikleri şunlardır: feniletanoit glikozitleri (örneğin verbaskozit), iridoit glikozitleri (örneğin harpagozit, aucubin), lignan glikozitleri, triterpen glikozitleri, flavonoitler, polisakkaritler (müsilaj), uçucu yağ (seskiterpenler). Ekstrelerinin antienflamatuvar ve antibakteriyal etkileri, deneysel olarak gösterilmiştir. Sığırkuyruğu çiçeği, dâhili kulanım için AB’de güvenli kabul edilmiştir.
Kulak ağrısı çeken, 5-18 yaş grubundaki 171 çocukla, çift-kör pediyatrik klinik çalışma yapılmıştır. Çalışmada kullanılan herbal kulak damlası, şu formülasyona göre hazırlanır: sarı kantaron (Hypericum perforatum L.) herbası (% 30), aynısafa (Calendula officinalis L.) çiçekleri ekstresi (% 28), sığırkuyruğu çiçeği (% 25), zeytinyağı (% 10), tokoferol asetat yağı (% 2), sarımsak yağı (% 0,05). Formülasyonun uygulaması, hem antibiyotik amoksisilin ile hem de onsuz denenmiştir.
Uygulamanın günlük programı şöyledir:
A grubuna, 3 defa 5 damla herbal kulak damlası.
B grubuna, herbal kulak damlası ve anestezik (gliserin içinde ametokain ve fenazon).
C grubuna, amoksisilinli (80 mg/kg/gün maksimum 500 mg/doz, 3 doza bölünmüş hâlde) 5 damla herbal kulak damlası.
D grubuna, sadece 5 damla anestezik.
Kulak ağrısı, üç gün süreyle "Pain-O-Meter" cihazıyla ve görsel analog tartı (VAS) vasıtasıyla ölçülmüş; üç günün sonunda kulak ağrısının, diğer gruplara nazaran, sadece herbal kulak damlası verilen grupta azaldığı gözlenmiştir. Çalışma sırasında, hiçbir yan etkiye rastlanmamıştır.
Bir başka randomize, çift-körlü, plasebo kontrollü klinik çalışma; episiotomi yarası olan (doğum esnasında, doğumu kolaylaştırmak amacıyla, vajinanın perineumunda açılan yırtık), 18-35 yaş grubundaki 93 kadınla yapılmıştır. Eucerin® (Beiersdorf AG), % 7,5 sığırkuyruğu çiçeğinin etanollü ekstresini içeren topikal krem ve plasebo olarak sadece Eucerin® krem; 10 gün süreyle günde iki defa tatbik edilmiş, plaseboya göre önemli ölçüde iyileşme olduğu gözlenmiştir.
Turhan Baytop’a göre; sığırkuyruğu çiçeklerinin % 2'lik infüzyonu, balgam söktürücü ve göğüs yumuşatıcı olarak kullanılır. Daha etkili formülasyon, şu şekilde hazırlanır: Sığırkuyruğu çiçeği 20 gr, gelincik (Papaver rhoeas L.) çiçeği 20 gr, ebegümeci (Malva sylvestris L.) çiçeği 10 gr, su 1000 gr. İnfüzyon, sık bir bezden süzülür, bal ile tatlandırıldıktan sonra, günde 2-3 bardak içilir.
Bazı sığırkuyruğu türlerinin (örneğin, bodanotu [Verbascum sinuatum L.]) tohumları, biraz etle ezilerek balıklara atılır; uyuşmuş olan balıklar kolayca toplanır. Bunun sebebi, içeriğindeki saponinlerdir. Bu yüzden bazı yörelerde bitki, "balıkotu" adıyla da bilinir. Ancak bu, zararlı bir avlanma yöntemidir.
Sığırkuyruğu yaprağı (Verbasci folium)’nın % 2’lik infüzyonu; terletici, balgam söktürücü, yatıştırıcı, idrar artırıcı ve kabızlığı önleyici olarak kullanılır. Zararsız ve etkili bir drogdur.
K. Hüsnü Can Başer
Prof. Dr; Yakın Doğu Üniversitesi, Eczacılık Fakültesi
Fotoğraflar: Salih Sercan Kanoğlu
Bu yazıda belirtilen ifadeler, sadece bilgilendirme amaçlıdır; tavsiye niteliği taşımaz. Hastalıkta tedavinin, mutlaka doktor kontrolünde yapılması gerektiği unutulmamalıdır!..