← Tüm Sayılar
118. Sayı › İklim Değişikliği ve Değişen Bahçecilik

İklim Değişikliği ve Değişen Bahçecilik

İklim Değişikliği ve Değişen Bahçecilik
Dünyada iklim değişikliğinin etkileri, artık yalnızca bilimsel raporlarda değil, günlük yaşamda da açık biçimde hissedilmektedir. Dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen orman yangınları, seller, kuraklıklar, deniz seviyesindeki yükselme, aşırı hava olayları gibi değişiklikler; giderek daha büyük boyutlarda yaşanmakta ve daha geniş kitleleri, doğrudan etkilemektedir. Türkiye ve İngiltere gibi farklı iklim kuşaklarında bulunan ülkelerde bile; mevsimlerin alışılmış düzeninin değiştiği, yaz sıcaklıklarının arttığı, yağışların düzensizleştiği, kışların ılımanlaştığı ve beklenmedik don olaylarının yaşandığı görülüyor.

İklim değişiklikleri, tüm doğayı olduğu gibi bahçeleri ve bitkileri de etkilemekte. Aşırı yağışlar, yaz aylarında tarım alanlarının ve bahçelerin su altında kalmasına neden olurken; geç ilkbahar donları, manolya (Magnolia sp.) gibi erken çiçeklenen türlerin çiçeklerine zarar verebiliyor. Buna karşın, geçmişte soğuğa karşı hassas kabul edilen palmiyegiller (Arecaceae) ailesinin bazı türleri ve çeşitli sıcak iklim bitkileri; kışların daha ılıman geçmesiyle birlikte, daha geniş alanlarda yetiştirilebilmektedir. Uzun ve sıcak yaz dönemleri, nar (Punica sp.) gibi bazı meyve türlerinin daha fazla ürün vermesini sağlarken; ılık ve yağışlı sonbahar ortamları, kimi bitkilerin doğal gelişme ve tohumlanma döngülerini değiştirebilmektedir.

Manolya (Magnolia sp.)
Manolya (Magnolia sp.)
Nar (Punica granatum)
Nar (Punica granatum)

Değişen İklim Koşullarında
Bahçıvanların Konumu

İklim değişikliğinin yarattığı sorunlar konusunda, bireysel çabaların yetersiz olduğu düşünülebilir. Ancak, hem doğa ortamında, hem doğal süreçte yer alan ve bitkilerle doğrudan ilgilenen bahçıvanlar, bu alanda önemli bir konumda bulunur.
Deneyimli bahçıvanların yıllar boyunca edindiği bilgiler, büyük değer taşımaktadır. Hangi bitkinin hangi koşullarda geliştiği, hangi uygulamaların başarısız olduğu, suyun nasıl verimli kullanılabileceği, doğal yaşamın nasıl destekleneceği gibi bilgiler, bahçıvanların yıllar içinde edindiği önemli kazanımlardır.
Bahçecilik, estetik özelliklerinin yanı sıra; aynı zamanda toprak, su, bitkiler, böcekler ve diğer canlılarla ilişkileri de içeren çok yönlü uğraş alanıdır. Bu nedenle de çok yönlü öğrenim ve paylaşım sürecini gerektirir. Bahçecilik uygulamalarında, değişen koşullar karşısında geçmişteki alışkanlıklarda ısrar etmek yerine, yeni verilerin-bilgilerin aktarımı, paylaşımı ve yeniden değerlendirilmesi önemlidir.
Günümüzde, aşırı sıcaklardan zarar gören hassas bitkiler ya da kuruyan çimler gibi iklim değişimine dair örnekler, giderek artış göstermektedir. Bu değişimler, yalnızca doğal kayıp olarak görülmemeli; aynı zamanda bahçenin, yeni iklim koşullarına uyarlanması gerektiğinin işaretleri olarak kabul edilmelidir.

İklimle Uyumlu Bitkiler ve Uygulamalar

Geleceğin bahçelerinde, kuraklığa dayanıklı, nektar bakımından zengin ve uzun süre çiçek açan türlerin önemi artacaktır. Bu niteliklere sahip bitkiler için; civanperçemi (Achillea sp.), yılan sarmısağı (Allium sphaerocephalon L.), zarifeotu (Erysimum sp.) ve benzer türler örnek gösterilebilir. Kuraklığa dayanıklı olan ve çakıl bahçelerinde kullanılan, çiriş (Eremurus sp.) cinsine ait türlerin de daha sıcak ve kurak koşullarda yaygınlaşabilmesi beklenir.

Civanperçemi (Achillea millefolium)
Civanperçemi (Achillea millefolium)
Zarifeotu (Erysimum linifolium ‘Bowles's Mauve’)
Zarifeotu (Erysimum linifolium ‘Bowles's Mauve’)

İklim koşullarının değişim ortamında, çok fazla suya, yapay gübreye ya da zararlı mücadelesine ihtiyaç duyan türlerin yerine, daha dayanıklı bitkiler tercih edilmelidir.
Doğru bitki seçimi, bahçede bakım ihtiyacını azaltmanın yanı sıra; kelebekler ve diğer tozlayıcılar için besin kaynağı oluşturarak, biyolojik çeşitliliği destekler. Bahçelerde, yılın farklı dönemlerinde çiçeklenen türlere yer verilerek, diğer canlıların farklı mevsimlerde besin bulmasına katkı sağlanabilir.
Yağmur suyunun depolanması, iklim koşullarına uyumlu bahçeciliğin temel uygulamalarındandır. Çatı oluklarının yağmur suyu depolarına bağlanması, içme kalitesindeki şebeke suyunun bahçe sulamasında kullanımının azaltılmasına yardımcı olur.
Bitki seçiminde, kuraklığa dayanıklı türlerin tercih edilmesinin yanı sıra; bahçede toprağın malçla örtülmesi ve sulamanın serin saatlerde yapılması gibi uygulamalar da su kaybını azaltır.
Bu tür uygulamalarla amaçlanan; doğayı sürekli kontrol etmek yerine, bahçeyi doğal süreçlere uyumlu biçimde yönetebilmektir.

Yaban Hayatı İçin Geçiş Alanları: Bahçeler

Küresel ısınma ve iklim değişikliği nedeniyle, birçok bitki ve hayvan türünün yaşam alanı, daha serin bölgelere kaymakta; bazı böcek türlerinin faaliyet dönemi uzamaktadır. Böylece, yaygın ve farklı koşullara uyum sağlayabilen türler, yeni alanlara ilerleyebilmekte; belirli habitatlara bağımlı türler ise daha büyük risk altında bulunmaktadır. Geçmişte yalnızca seralarda yaşayabilen bazı türler ise, artık açık alanlarda da görülebiliyor.
Habitatların parçalanması, canlıların değişen iklim koşullarına uygun yeni alanlara ulaşımını güçleştirmektedir. Bu nedenle özel bahçeler, parklar ve kentsel yeşil alanlar, ekolojik geçiş noktası ve sığınak görevi üstleniyor. Bahçelerde oluşturulan çiçekli alanlar, çalı grupları, küçük su yüzeyleri, çürümeye bırakılan odunlar, müdahalenin az olduğu köşeler; farklı canlılar için beslenme, barınma, üreme olanağı sunuyor.
Bahçenin, bütünüyle yabani alana dönüştürülmesi gerekmez. Düzenli çiçek tarhları ve sebze alanları korunurken, sınır bölgesinde doğallığa daha fazla yer verilebilir. Böylece, yaban hayatın ihtiyaçları ile insanların kullanımı arasında dengeli ilişki kurulabilir.

Bombus Arıları Üzerindeki Tehditler

Sıcaklık artışından özellikle etkilenen türlerden biri de serin iklim koşullarına uyum sağlamış olan bombus arılarıdır. Bu türlerin yuvarlak ve tüylü vücut yapısı, soğuk havalarda vücut sıcaklığının korunmasını sağlasa da artan sıcaklıklar sorun olmaktadır. Aşırı hava olayları, çiçek çeşitliliğinin azalması ve yaşam alanlarının kaybı, bombus arılarının yaşamını zorlaştıran etkenlerdir.
Bazı bombus türleri, kuzey bölgelerdeki serin ve çiçek bakımından zengin alanlara çekilirken, bazıları daha ılıman geçen kışlar nedeniyle yıl boyunca etkin kalabilmektedir. Ancak bu durumun, uzun vadede koloniler açısından olumlu ve olumsuz yönlerinin belirlenmesi, henüz değerlendirme aşamasındadır. Bahçelerde yıl boyunca çiçek açan türlerle bitki çeşitliliğinin artırılması, ilaç kullanılmayan alanlar oluşturulması, uygun yuvalanma ortamlarına yer verilmesi gibi uygulamalar, bombus arılarının değişen koşullara karşı dayanıklılığını artırabilir.

Bombus arısı ve süs soğanı (Allium sp.)
Bombus arısı ve süs soğanı (Allium sp.)

Doğayla Yeniden Denge Kurmak

Geçmişte bahçecilik anlayışı, çoğunlukla doğayı kontrol etmeye dayanıyordu. Bahçe, insan kullanımına yönelik alan olarak görülüyor; toprağın doğal yapısı dikkate alınmadan yoğun girdilere başvuruluyor ve böcekleri ortadan kaldırmak için kimyasallar kullanılıyordu. Günümüzde ise bahçe; insanlar, bitkiler, kuşlar, böcekler, mikroorganizmaların bir arada oluşturduğu, bağlantılı bir ekosistem olarak algılanmaktadır.
İklim değişikliğine uyum sağlayan bahçeler; yerel koşullara uygun bitkileri barındıran, toprağı koruyan, daha az su ve kimyasal kullanılan, diğer canlılara yaşam ortamı sunan alanlardır. Bu konuda, bahçıvanların bahçecilik uğraşını, yeni koşullara uygun, daha bilinçli ve anlamlı biçimde sürdürmesi beklenir.
Küçük bir bahçe, balkon veya ortak yeşil alan bile doğru düzenlendiğinde, iklim değişikliğiyle mücadeleye, biyolojik çeşitliliğin korunmasına ve küçük yeşil alanların daha dirençli hâle gelmesine katkı sağlayabilir.

Yaban Hayatıyla Birlikte Bahçecilik

İklim değişikliğine uyumlu bahçecilik, yaban hayatını bahçenin dışında tutmak yerine, onunla yaşamayı öğrenmeyi gerektirir. Örneğin, hem bahçeye kuşların gelmesini istemek, hem de kuşların beslendiği yaprak bitlerini kimyasal ilaçlarla ortadan kaldırmak, ekolojik açıdan çelişkili uygulamadır. Besin zincirindeki herhangi bir canlının yok edilmesi, ona bağlı diğer canlıların da bahçeden uzaklaşmasına neden olur. Bu nedenle zararlı olarak değerlendirilen canlılarla mücadele, bahçedeki doğal denge ve türler arasındaki ilişkiler dikkate alınarak sürdürülmelidir.
Bahçelerde kullanılan pestisitler, yalnızca hedeflenen zararlıları değil, aynı zamanda yararlı böcekleri ve tozlayıcıları da etkilemektedir. Oysa bahçelerde bulunan böceklerin tümü, bitkilere zarar vermemekte; aksine, zararlı popülasyonların dengelenmesi, organik maddelerin parçalanması ve tozlaşma gibi önemli ekolojik işlevler üstlenmektedir. Bu nedenle biyolojik ve kültürel mücadele yöntemlerine öncelik verilmeli, kimyasal mücadele son seçenek olmalıdır.
İklim değişikliği, bitkilerin gelişme ve çiçeklenme dönemlerinde de önemli değişimlere yol açmaktadır. Günümüzde, fenolojik takvimdeki kaymalar konusunda çok fazla örnek verilebilir.
İngiltere'de, normal koşullarda ilkbaharda çiçeklenen, "Kerria japonica ‘Pleniflora’" bitkisi, artık kış başında çiçek açmaktadır. "Dahlia imperialis Roezl ex Ortgies" gibi türler, sıcaklık ve vejetasyon döneminin uzaması sebebiyle daha geç çiçeklenebilmektedir.

Kerria japonica ‘Pleniflora’
Kerria japonica ‘Pleniflora’
Dahlia imperialis
Dahlia imperialis

Sıcak ve kurak koşullara uyumlu "Agave montana Villarreal" gibi türlerin alışılmış yayılış alanlarından uzak bölgelerde de gelişebilmesi; değişen iklim koşullarının, bitki kullanım olanaklarını da dönüştürdüğünü gösterir. Bu durum, yalnızca yeni bitkilerin yetiştirilebilmesi şeklinde yorumlanmamalı; yerel türlerin yaşam döngülerinde ve türler arasındaki ekolojik ilişkilerde oluşabilecek uyumsuzluklar da izlenmelidir.

Agave montana
Agave montana

Bahçeler, büyüklükleri ne olursa olsun, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli kaynak oluşturur. Özel bahçelerin yanı sıra, okul-hastane bahçeleri, parklar, ortak kullanım alanları, yol kenarları, terk edilmiş araziler, balkonlar, pencere önleri de bitkilendirilebilen ortamlardır. Herkesin kendine ait bahçesi bulunmasa bile, kullanılmayan küçük alanların dönüştürülmesi, ortak bahçelerin desteklenmesi, mevcut bir bahçenin paylaşılması gibi etkinlikler, kentsel ölçekte yeşil altyapı ağını güçlendiren uygulamalardır.
Sonuç olarak, iklim değişikliğine karşı geliştirilecek bahçecilik yaklaşımı, yalnızca dayanıklı bitkiler seçmekten ibaret değildir. Suyun korunması, toprağın canlılığının sürdürülmesi, pestisit ve torf kullanımının azaltılması, doğal alanların himaye edilmesi, yaban hayatına barınma olanakları sağlanması gibi uygulamalar, bu yaklaşımın ayrılmaz parçalarıdır.
Bahçeler, insanlarla diğer canlıların rekabet ettiği alanlar değil, birlikte var olabildiği küçük ekosistemler olarak ele alınmalıdır. Bireysel ölçekte gerçekleştirilen basit uygulamalar, kent genelinde birbirine bağlandığında iklim değişikliğine uyum, biyolojik çeşitliliğin korunması ve daha dirençli kentlerin oluşturulması açısından önemli farklılıklar yaratılabilir.

İklim-Doğa Dostu Bahçeler İçin Temel Uygulamalar

İklim değişikliğine uyum sağlayan ve biyolojik çeşitliliği destekleyen bahçeler oluşturulmasında, şu uygulamalar benimsenebilir:

Bahçede doğal köşeler bırakılmalıdır. Budanmamış bitki parçaları, kuru gövdeler, yaprak örtüsü, ölü odunlar, çok sayıda böcek ve mikroorganizma için yaşam alanı oluşturur. Bu nedenle bahçenin her bölümünün, aşırı temizlenmesi gerekmez.

Yapay çitler yerine, canlı çitler kullanılmalıdır. Çalı ve ağaçlardan oluşturulan çitler, hava kirliliğinin azaltılmasına, gürültünün sınırlandırılmasına, yağmur suyunun tutulmasına katkı sağlarken, yaban hayatı için barınma alanları da oluşturur. Bu uygulama, aynı zamanda gölgeleme ve rüzgâr kontrolü sağlayarak bahçenin mikroiklimini düzenler.

Küçük su yüzeyleri oluşturulmalıdır. Küçük bir bahçe havuzu bile kuşlar, böcekler, kurbağalar ve diğer canlılar için su, beslenme ve üreme alanı sağlayabilir. Su öğeleri, özellikle sıcak-kurak dönemlerde, yaban hayatı açısından büyük önem taşır.

Ortak bahçecilik desteklenmelidir. Bahçesi bulunan kişiler, üretim alanlarını başkalarıyla paylaşabilir; mahalle, okul, topluluk bahçelerinin kurulmasına katkıda bulunabilir. Böylece, bahçecilik bilgisi paylaşılıp aktarılırken, ekolojik farkındalık ve toplumsal dayanışma da güçlenir.

Yağmur suları toplanmalıdır. Çatılara düşen yağış, su depolarında biriktirilerek sulamada kullanılabilir. Bu yöntem, hem şebeke suyu tüketimini, hem de yoğun yağışlarda yüzey akışına katılan su miktarını azaltır.

Pestisit kullanımından kaçınılmalıdır. Kimyasal ilaçlar seçici olmadıkları için zararlılarla birlikte yararlı böcekleri ve doğal avcıları da öldürebilir. Bahçedeki canlı çeşitliliğinin korunması, zararlı popülasyonların doğal yollarla dengelenmesine yardımcı olur.

Uygun olan her alan, bitkilendirilmelidir. Özellikle kuraklığa dayanabilen, bulunduğu yerin iklim ve toprak koşullarına uyumlu, bakım ihtiyacı düşük türler seçilmelidir. Gölge oluşturmak, sıcaklığı azaltmak, meyve ve çiçek sağlamak amacıyla uygun alanlara ağaç dikilmelidir.

Bahçe dışındaki karar süreçlerine katılım sağlanmalıdır. Yerel yönetimlerden, okullardan, üniversitelerden, iş yerlerinden, doğa dostu alanlar oluşturulması talep edilmeli; yeşil alanların korunmasına yönelik çalışmalara destek verilmelidir.

Toprak yüzeyi malçlanmalıdır. Organik malç uygulaması, topraktaki nemin korunmasını, yabancı otların sınırlandırılmasını, toprak sıcaklığının dengelenmesini sağlar. Organik malzemenin ayrışmasıyla toprağın yapısı ve canlılığı da gelişir.

Torf kullanımından vazgeçilmelidir. Turbalık alanlar, çok önemli karbon depolarıdır. Torfun bahçecilik amacıyla çıkarılması, uzun yıllar boyunca depolanmış karbonun atmosfere salınmasına ve değerli sulak alan habitatlarının bozulmasına neden olur. Bu nedenle yetiştirme ortamlarında, torf yerine yerel organik malzeme kullanımı tercih edilmelidir.

Nihan Sevinç Muşdal
NGBB Peyzaj Yüksek Mimarı
Fotoğraflar: Wikimedia
Kaynakça
Alexander-Sinclair, J. "Gardening in a changing climate", Royal Horticultural Society, 2023: 36–42.
×